Bugun...


Şiyar Güldiken

facebook-paylas
Covid 19 Pandemisinde Sağlıkçı Olmak
Tarih: 12-12-2021 01:35:00 Güncelleme: 12-12-2021 01:35:00


2019 yılının Aralık ayında Çin’in Wuhan şehrinde tespit edilen ilk Coronavirüs/Covid 19 vakası üzerinden yaklaşık 8 ay geçti. Tüm Dünya’yı kasıp kavuran bu virüs salgınında yükleri en fazla artan kesim hiç şüphe yok ki sağlık çalışanlarıdır. Çalışma koşulları zaten zor olan sağlıkçılar, özellikle bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde çok daha büyük bir sorumluluk ve yükle süreç içinde hayatta kalmaya çalışıyor. Aynı işi yapıp 4/A, 4/B, 4/C, 4924, Vekil gibi farklı statülerde çalıştırılmaları da başka bir güvencesizlik oluşturuyor ve bu da başka bir sorun elbette. 

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından Covid 19 ile ilgili pandemi ilan edilmesi ile birlikte her sağlık çalışanı, Mart ayından itibaren bu virüsle canla başla çalışarak mücadele ediyor. Ailesi, dostları, sevdikleriyle haftalarca hatta aylarca görüşemeyen sağlıkçılar oldu. Yeterli, kaliteli ve gerekli koruyucu ekipmana ulaşmakta sorunlar halen devam ediyor. Yetkililerin umut dağıtan açıklamalarıyla motive olundu ancak Covid pandemisi ilan edildikten sonra 3 aylık tavandan 

performans ödemelerinin dağıtılacağı vaadi sadece söylemde kaldı. Bu durum, iş barışını bozdu ve sağlık çalışanların adalet duygusunu zedeledi. Sürecin başında “alkışlama” ile motive edilen sağlıkçıları asıl koruyacak olan “sağlıkta şiddet yasası” halen tozlu raflarda duruyor ve maalesef her gün sağlık çalışanlarına yönelik fiziksel, duygusal, psikolojik şiddet devam ediyor.
Sağlıkçılar; hem kendi sağlığı hem de toplumun sağlığını korumak için vardır. Sağlıkçılar, çalışma koşullarının kötüye gittiği, emeğinin görülmediği, itibarının görülmediği, mobinge maruz bırakıldığı, torpil ile işlerinin döndüğü, bir işyerinde çalışmak istemiyor. Kadın sağlık emekçilerinin toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yanında güvencesiz koşullarda çalıştırılması, ekonomik ve özlük haklarının sürekli tırpanlanması, çalışma koşullarının her geçen gün ağırlaşması ve iş yükünün artması yaşamlarını daha da zorlaştırıyor. 
Her bir çalışanın sosyal yaşamı, ailesi, çocukları olduğunu ve sadece kendisini değil herkesi düşünerek hareket ettiğini unutmayalım. Herkes kadar sağlıkçı da bu virüs nedeniyle tedirgindir, gelecek planı bozuldu, yaşam rutini bozuldu. Bütün bunların yanında virüsle mücadelede mesleği gereği birebir karşılaşıyor. Birçoğunun evde birlikte yaşadığı kronik hastalığı olan, yaşlısı, çocukları var. Salgın öncesindeki yaşamları gibi bir yaşamları şuanda yok maalesef. Sorumlulukları daha da artmış durumda ve virüsü bulaştırma kaygıları var. Bugüne kadar ülkemizde on binlerce sağlık çalışanının testi pozitif çıktı ya da Covid bulguları nedeniyle tedavi gördü, yüzlercesi de yaşamını yitirdi. Sağlık hizmetinin bir ekip işi olduğu bu pandemi de bir kez daha görüldü. Zira virüs hasta bakıcı, hemşire, doktor, laborant, teknisyen ayrımı yapmıyor. Özellikle 1 Haziran sonrasındaki “normalleşme” ile birlikte sağlık çalışanlarının yükü ve sorumluluğu daha artmıştır. Enfekte olan sağlıkçı sayısı bu “yeni yaşam” ile birlikte katlanarak artmıştır. Sağlıkçılar kendilerini kaderine terkedilmiş, dışlanmış hissediyor. Önemli bir kısmı, başka bir iş/imkân olursa şuan yaptığı işi terk etmek istiyor. Tükenmişlik ve gelecek kaygısı çok ciddi boyutlara ulaşmış; günlük stresle baş etme, öfkesini kontrol etme düzeyi de oldukça azalmış durumdadır. 

Sonuç olarak; sağlık çalışanı sayısının arttırılması ve buna bağlı olarak iş yerlerinde çalışma koşulları yeniden düzenlenmesi, sağlık çalışanların ekonomik ve sosyal yönden temel insani taleplerinin gözetilerek iyileştirmelerin yapılması, bu süreci daha iyi atlatmaya yardımcı olacaktır. 



Bu yazı 158 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HABER ARA
YUKARI