Bugun...


Dr. Selime Ünal Aydoğdu

facebook-paylas
Gözlerini Kaçırdın Doktor, Kötü Haber Mi Var?
Tarih: 19-07-2021 01:17:00 Güncelleme: 19-07-2021 01:17:00


Çocuk hekimliği yürek ister, küçük bedenler pandoranın kutusu gibi olur bazen çözülemez. Şikayetini sorsan da söylemez, doktor değil misin sen bul dercesine bakar yüzüne tatlı tatlı. Kıyamazsın  o tombik kollardan kan almaya, karbeyazı bacaklara enjeksiyon yapmaya. Hele anne babaysan o kadar zordur ki çocuğun canını acıtmak. Çocuk hemato&onkoloğu olmak bin kat yürek ister. Anneciğinin taze açmış gül gibi dokunmaya dahi kıyamadığı o masum bedenlerin hırpalanmasını, amansız derdinin pençesinde gün be gün solduğunu görmek. Her hastası ile birlikte yaşayıp birlikte ölmek…

Kocaman masmavi gözlerinin ışığı iyice azalmış, ağlamaya dahi takati kalmamış, omuzlarındaki yük bir erişkin için bile çok ağır çok sevgili şeker Emel. Ah o bakışlar, benden medet uman ‘’iyisin ‘’dememi dört gözle bekleyen kahreden mavi denizinde boğan gözler. Başını dahi okşasam sonsuz sevgiyle  kucalayan.  sevgisini karşılıksız dağıtan masum yavrucuk. 6 yaşından beri muzdarip olduğu anemisi artık tüm kemik iliğini tüketmiş nakilden başka çözüm kalmamış. Problem sadece bu değildi ki, yıllardır neredeyse haftalık sıklıkla kan aldığı için demir bikrimi karaciğerini  iyice yormuş, hastalığını kontrol etmek için kullanılan kortizonlu ilaçlar kalça eklemini tıpkı yaşlı bir insan gibi protezlik hale getirmişti. Ama diğer taraftan acil nakil olması gerekiyordu hayatta kalabilmesi için. Gülbeyaz daha şanssızdı, lösemi olmuş ve binbir zorlukla tamamlamıştı tedaviyi; herşey bitti derken nüksetmişti hastalığı ahh! 16 yaşında ne zordu ona hastalığının ne kadar sinsi olduğunu, tedavinin güçlüklerini anlatmak. Yine de gülümsemeye çalışıyordu beni her gördüğünde, hatta vinkristin etkisi ile ayakları tutmaz olduğunda bile gülümsüyor nakil olunca hepsi düzelecek diyordu. Olmadı olamadı. Nakilden kısa süre sonra tekrar nükseden hastalığı onu aldı götürdü aramızdan. Hafızamda kalan babasının sitem dolu, efkarlı bakışları ve gülbeyazın gül yüzü.  Alper’im. İçim her hatırıma gelişte acıyla doluyor. ‘‘Benim oğlum şampiyon’’ derdi annesi. Hastaneye lösemi teşhisi ile başvurduğu ilk günde talihsizlik peşine takılmıştı. Daha ilk günden böbrek yetmezliği ile mücadele etmek zorunda kaldı. Alperin koyu Fenerbahçe taraftarlığı meşhurdu, yoğun bakıma girerken sarı lacivert çarşaf olmadan asla yatmam demiş ve ona özel fenerbahçeli taraftar takımı alınmıştı. Fenerbahçeli futbolcuların ziyareti onun belkide en mutlu anlarıydı. Çok sürmedi Alper kemoterapiyi tamamlayamadan bize veda etti. Annesinin sesi kulaklarımda hala: ‘‘Sen şampiyonsun beni bırakamazsın’’. Ruhun Şad olsun güzel çocuk.  Trabzonlu Safiye tam bir prensesti. İki büyük ağabeyi vardı. Babasının biricik kızı. Nasılda titriyorlardı üzerine. Ama ne yazıkki pençesine düştüğü hastalık amansızdı. Nakil oldu yine nüksetti lösemisi. Safiye çok azimliydi. Bir daha nakil oldu. İyi haberini aldım geçen gün. Tüm gün yüzümde tebessümle dolaştım. Safiye ve Emel’in birlikte paylaştıkları face fotolarıydı mutluluğumun sebebi. Asil adı gibiydi. Çok beyefendi, saygılı. Ergendi ama çoğu zaman benden daha olgun davranıyordu. Acılara karşı tepkisini hep içine atıyordu. Annesine kıyamıyordu geceleri, ihtiyacı olunca uyandırmıyor erteliyordu isteklerini. Diğer çocuklar alışıp doktor ablalarına senli benli konuşurdu ama Asil hep mesafeliydi bana doktor hanım derdi. İstanbul beyefendisi sanki. Aylarca kapanmayan kolostomisi tedavinin ertelenmesine bu da hastalığının nüksüne neden olmuştu. Açık olan yara bir türlü kapanmadı. Basketbol oynayan kaslı genç karşımda gün be gün eridi, iskelete döndü. Fırsatçı bir gram negatif mikrop aldı götürdü Asil’i. Ne güzeldi yüzü tıpkı bir melek gibi. Yerinde rahat uyu çocuğum, anneciğinin kolları boş kaldı kavuşmak inşallah Ahirette olacak. Yusuf’um beni ne çok severdi. Polikliniğe her gelişinde koşarak yanıma gelir mutlaka boynuma sarılırdı.  Tüm kemoterapilere rağmen akciğerini istila eden Wilms tümörü bir türlü temizlenemedi. Son gününde yoğun bakımda gördüm Can’ımı. Yaşamak için anne oğul ne  çok mücadele vermişlerdi. Ama olmadı, kaybettiğimizi söylediğimde annesi ile sarılıp ağlaştık. Annesi defelarca teşekkür etti, oğlunu kaybettiği halde biliyordu onu çok sevdiğimizi, çok çabaladığımızı. Geçen gün Güçlü geldi polikliniğe, Anneler hoca dediği için yavrularımda bana hocam diye hitap ediyor, bazıları abla diyor. Ne güzel büyümüş, ‘‘gözlüğünü takmak istemiyor’’ diye annesi şikayet etti, anlaştık takacak inşallah. Güçlü’nün tedavisini tamamlıyoruz gelecek ay. 2 yıllık zorlu savaşı kazandı şükür. Dileğim hepsi kazansın. Amansız hastalığın pançesinden kurtulsun yavrularım. ‘‘Gözlerini kaçırıyosun doktor, kötü haberin mi var’’ dedi geçen gün bir baba. ‘‘ Evet ne yazık, kötü haberim var. Gülümüz solmak üzere’’. Tabiki diyemedim Sadece hepsine kullandığım kalıp cevabı verebildim. Allah’tan ümit asla kesilmez. Şifa gelecekse  O’ndan gelir. Mucize mi? Bazen olur. Rabia’da olduğu gibi. Yoğun bakımda haftalarca akciğer yetmezliği ve pnömotoraks nedeniyle kaldı, direndi, iyileşti, annesi evine götürdü. Minnettarlığın tarifi yoktu. Geçen gün bir genç geldi, birlikte çalıştığım hocamı aradı. Yıllar önce Hodgkin Lenfoma nedeniyle tedavi görmüş iyileşmiş ve üniversiteye başlamış, elini öpmeye gelmişti, ne büyük mutluluk… 

Mutluluklar ve hüzünler hep insanlar için. Fakat küçücük şeylerle hayatı kendine zindan edenlere mutlaka bu hayatları anlatmak, göstermek lazım. Annelerin gözlerindeki ümitle ümitsizlik arasında gidip gelen bakışları, bir tek sözünüzle sanki dünyaları vermişsiniz gibi sevinmeleri, yada tek bir kelime ile kahrolmalarını. Çocuğuna kan arayan, trombosit ve granülosit donoru arayan işinden gücünden olan çaresiz babaları. Kardeşi hastanede annesi onun yanında kalan bu nedenle süt ememeyen minicik bebekleri. Bunlar bizim mutlu dünyamızın dışında görmediğimiz belki de görmek istemediğimiz karanlık dünyanın sakinleri. Kimisi kurtulacak zindanından bize karışacak, kimisi o karanlıkta kaybolacak. Bu gemiye hep binenler ve inenler olacak. Demiştim çocuk hekimliği zor, hematoloji onkoloji hekimi olmak bin katlı zor.  Her zaman varolacak hep bizlere, bilgimize ama onun yanında sevgimize, şefkatimize muhtaç insanlarla dolu ikinci bir diyar. Ben bu diyardakileri seviyorum hem de çok. 

Not: İsimler sanal, olaylar gerçektir,  sevgiyle kalın.

Dr. Selime Ünal Aydoğdu

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı/ Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Asistanı



Bu yazı 121 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
GÜNLÜK BURÇ
HABER ARA
YUKARI